15 Temmuz 2010 Perşembe

MASAL



Bir rüzgar eğdi dalını gülün, yapraklarından birine çizik atıldı.

Ah çekti bülbül, kanadı.

Kuşlar sordular merakla, “neden” diye.
Anlatamadı, ağladı.

Uğur böcekleri koştu imdadına gülün, küçümen ayaklarında umutla, sağaltmaya. Kelebekler uçuştu bülbüle haber salmaya.

Dedi ki bülbül; “açmaya durmayaydın ırak diyarlarda, kanatlarımı yormayaydın.”
Dedi ki gül; “hapsolmayaydın kafesine, yanıma konaydın.”

Gülün gözlerinde nem.

Bülbülün kalbinde diken.
Teleklerini kırmıştı saçmalar, uçmaya güveni yoktu, kafesindeki bir küçük tas su, birkaç parça yem, yaşam kaygısıydı işte boynunu eğen.

Minik kapısından öteye bakamadı.
Yüreği gülünün yanında atamadı.

Uzadı gözünde yollar, uzadı yaşam çaresizlikle.
“Çıkıversem kapıdan, arkama bakmadan, yemeği suyu umursamadan, ömrüm yeter mi bu mesafeye?”
Gül, güldü; “sen kanadını aç hele.”

Cesaret edemedi.

Kelebeklere dert yandı kafesinden, özleminden, yaralı bağrından.
“Sen uç, yorulduğunda seni taşırız” dediler.
Beklediler.

“Geliyorum” diyemedi.

Dediler; “bir gayret gülüne koşsa. Korkmasa, rengarenk kanatlarımıza tutunsa”

Bir tek adımdı esaretle aşkın arasındaki. Bir türlü atamadı.
Koskoca gökyüzüne umutla bakamadı.

Maviydi oysa...

1 yorum:

  1. gül ile bülbül hep bi aradadırlar. Onları ölüm bile ayıramaz. Gül ile bülbülün aşkları efsane olarak günümüze kadar gelmiştir. Hep anlatılır masalları.

    Bunları bilmezmisin koca kız.

    Düşmekten korkma

    YanıtlaSil