Cesaret, beni sevmende değil, terk etmendeydi.
Sıradanlıklarımın kuytularında sakladığım “ben”i fark etmendeydi.
Denizlere atladım, kulaçlarımdın. Sevdalı derinlere daldık inci taneleri peşinde. Midye kesiği avuçlarımdın.
Döne döne kapıldık tutkunun girdabına, dudaklarının değil gözlerinin ıslaklığında boğuldum. Bir o yana bir bu yana derme çatma sandalım, dümensiz, küreksiz kaldım. Ellerine tutundum.
Saçlarıma dokundun. Kalbim, yüzüme ağdı, parmak uçlarındaydı.
Dilim, terinde “ah” çekti, dizlerim titredi, dişlerim isminle kilitlenirken. Adımı fısıldadın, sağır oldu içim.
Ağır oldu içim. Sen hücrelerime yerleşirken…
Korkum, yabancılığında değil, benim olmandaydı.
“Git “ diyen gözlerime inat, yanımda kalmandaydı.
Yüreğime dokundun. Yağmur, elime yağdı, saçlarındaydı.
Tenin, tenime karıştı, uçurumlara yuvarladı bizi. Bakışlarımı alamadım, kör etti ateşin. Kirpiklerimi yaktın.
Sende kaybolurken, bana uzaktım.
Sevdalı bir tuzaktın.
Gönlümle içine attım kendimi.
Oysa yasaktın…

''Sende kaybolurken, bana uzaktım.
YanıtlaSilSevdalı bir tuzaktın.'' yani ne diyem be arkadaş... senin gibi sakar bişeyden bu cümleler nasıl çıkıyor anlamıyorum...Her cümle yüreğine işliyor insanın... eline sağlık, daha çok yazmalısın